Bir Mânevi Halin Gelmesi ve Gitmesi

Tasavvuf yolunda çalışan birisi suâl etti.

SUÂL: Bu yolda ilerleyen bir tâlib bir hâl ile hâlleniyor, bu hâl bir zamân kalıp, sonra örtülüyor. Bir zamân sonra aynı hâl tekrâr ortaya çıkıyor, yine bir müddet kalıp örtülüyor ve bu şekilde devâm ve tekrâr edip, sürüp gidiyor.

CEVÂB: İnsanda yedi latîfe vardır. Her latîfenin devlet ve saltanât [hâkim olma] müddeti ayrı ayrıdır. Bunun için bunların en latîfi üzerine vâridât gelir ve kuvvetli bir hâl vâki’ olursa, sâlikin bütün varlığı, o latîfenin rengine ve hâline bürünür ve o hâl bütün latîfelere sirâyet eder ve o latîfenin hâkimiyyeti durduğu müddetçe o hâl devâm eder. Kuvvet ve hâkimiyyeti bitince, o hâl de gider. Bir zamân sonra eğer o hâl tekrâr geri gelirse, iki şık vardır: Yâ aynı latîfe üzerine döner; bu durumda ilerleme yolu o sâlike kapalıdır. Ya da diğer bir latîfeye gelir ki, ilerleme yolu açık demektir. O diğer latîfedeki durum da, birincisinde olduğu gibi devâm eder. Zîrâ o hâlin gitmesinden sonra, eğer aynı hâl geriye dönerse, önceki iki şıktaki durum meydâna gelir. İşte bütün latîfelerin hâli böyledir. Eğer gelen vâridât, bütün latîfelerde asl olarak cereyân ederse, hâlden makâma geçer ve artık gitmez. Her işin en doğrusunu Allahû Teâlâ bilir. Ves-salâtü ves-selâmü alâ seyyid-il beşer ve âlih-il ethâr.