(Ey mü’minler, size verdiğim rızkların temiz ve helâlinden yiyin ve Allahû Teâlâ’ya şükredin, eğer hakîkaten O’na ibâdet, kulluk ediyorsanız) [Bakara-172] âyet-i kerîmesindeki, in küntüm “iseniz” şart ifâdesi, yemek ile emrin bağlılığı olması muhtemeldir. Ya’nî eğer Allahû Teâlâ’ya ibâdete tahsîs edecekseniz, size rızk olarak gönderdiğimiz lezzetli gıdâlardan yiyiniz. Ammâ eğer bunu yapamayacak, hattâ o lezzetli yiyecekleri ve rızkları, nefsinizin isteklerini yapmak ve nefsinize kulluk etmek için kullanacaksanız, onlardan yemeyiniz. Çünki sizde bâtın [kalb] hastalığı vardır. Böyle lezzetli rızklar sizin için öldürücü zehirdir. Bu bâtın [kalb] hastalığınız giderse, o zamân bu lezzetli rızıkları yemek sizin için iyi ve fâideli olur. Keşşâf sâhibi, arkasında şükür ile emrolunduğuna bakarak, tayyibât kelimesini müstellezzât ile tefsîr etti.