Görülen ve Hayale Sığan Şeyler Allah Teala Değildir

Şühûdun ihâtasına giren, görünen, bilinen düşünce ve hayâle sığan bir hudâya [ma’bûda] aslâ tapmam. Çünki müşâhede edilen, görünen, bilinen, vehim ve hayâle gelen de, müşâhede eden, gören, bilen, düşünen ve hayâl eden gibi mahlûktur ve sonradan olmadır [ezelî ve ebedî değildir]. Beyt:

Ben, ağıza sığmayan lokmanın tâlibiyim.

Seyr ve sülûkden maksat perdelerin yırtılmasıdır. Bu perdeler, imkânî [mahlûkâta âit] olsun, vücûbî [Rabbe âit] olsun aynıdır. Ya’nî şühûde mâni’ olan nûrânî veyâ zulmânî perdeleri aradan kaldırmaktır ki, vasl-ı uryânî, ya’nî tam kavuşmak ele geçsin. Yoksa matlûbu kayda getirmek ve avlamak için değildir. Beyt:

Anka kimseye av olmaz, tuzağını topla,

Ki ancak orada hava girer tuzağa.

Kaldı ki, âhirette rü’yet haktır, ya’nî Cennet’te olanlar Allahû Teâlâ’yı göreceklerdir. Buna îmân ederiz, ammâ nasıl olacağı ile meşgûl olmayız. Çünki avâm bunu anlayamaz; havâsın, seçkinlerin bunu anlayamamasından dolayı değil. Çünki havâs için dünyâda bu makâmdan nasîp vardır, ismi rü’yet olmasa da, vardır. Hidâyet üzere olanlara selâm olsun!