Dünyevi Bilgiler ve İlâhi Âleme Ait İlimler

İnsan ilme bağlı kaldığı ve ma’sivâya tutulma iz ve işâretlerini taşıdığı müddetçe, hor ve kıymetsizdir. Allahû Teâlâ’dan başkasını unutmak bu yolun şartıdır. Hak Teâlâ’dan gayrisini unutmak bu yolda ilk adımdır. Bâtın [kalb ve diğer latîfeler] aynası imkân [mahlûk] paslarından temizlenmedikçe, Hazret-i Vücûb’un onda görünmesi muhâldir. Çünki imkânın ilminin, Vücûbî olanın ma’rifetleri ile birleşmesi, cem’-i ezdâd [zıdların bir araya gelmesi] kabîlindendir. Burada ciddî bir suâl ortaya çıkar ve şöyle denir: Ârif bekâ ile şereflenip, nâkısları terbiye etmek ve kemâle getirmek için geriye döndürülünce, giden ilimler tekrâr geri gelir. Buna göre, imkânî ilimler [mahlûkâta âit bilgiler] vücûbî ma’rifetler [Hak Teâlâ’ya âit kalb ma’rifetleri] ile bir araya geliyorlar. Hâlbuki sen buna cem’-i zıddeyn [iki zıd şeyin bir araya gelmesi ki] muhaldir dedin.

Cevâb’ında deriz ki, bekâ billah makâmına kavuşmuş olan bir ârif, bu durumda berzâh [geçit] durumundadır. Sanki o vâcible imkân arasında berzâh [geçit ve vâsıta]dır ve her iki makâmın rengini taşımaktadır. Böyle olunca, her iki makâmın ilim ve ma’rifetleri birlikte onda bulunursa niçin zor olsun. Zîrâ iki zıd şeyin birleşme yeri bir olmuyor, sanki ayrı ayrı oluyor. O hâlde birleşme yoktur.