Son Halin Başlangıca Yerleştirilmesi

Bu fakîr, Rebi’ül-evvel ayının sonlarında, bu büyük hânedânın [Nakşibendî büyükleri silsilesinin] halîfelerinden bir azîzin hizmet ve sohbeti ile şereflendi ve bu büyükler yolunu ondan aldı. Aynı senenin Receb ayının ortalarında, sonda olan hâllerin başlangıca yerleştirilmiş bulunduğu Nakşibendî huzûruna kavuştu. O azîz, “Nakşibendî nisbeti, bu huzûrdan ibârettir” buyurdu.

On tam sene ve bir kaç ay sonra Zilkâde ayının ilk yarısında, başlangıç ve ortalarda bir nice perdeler arkasında bidâyete yerleşmiş olan nihâyet, önündeki perdeleri yırttı ve gerçek yüzünü gösterdi. Hiç lekesiz ve engelsiz ve perdesiz ortaya çıktı. O zamân anlaşıldı ki, başlangıçta bu ismin sûreti, görüntüsü, o vücûdun bir karaltısı ve bu müsemmâdan bir isim var idi. Aralarındaki fark çok büyüktür. İşin hakîkati burada ortaya çıktı. Mu’âmelenin sırrı burada âşikâr oldu. Tatmayan anlayamaz. Vessalâtü ves-selâmü alâ Seyyid-il en’âm ve âlih-il Kirâm ve eshâbihil-izâm.