Nimeti Anmak

(O hâlde Rabbinin ni’metlerini dile getir) (ed-duha, 93/11) âyet-i kerîmesi mûcibince derim ki: Bu fakîr bir gün kendini sevenlerle birlikte halkada oturuyordum. Kendi harâblığıma, perîşânlığıma baktım. Bu bakışım o kadar kuvvetlendi ki, kendimi bu duruma [insanları irşâd ve hidâyete da’vete] münâsebetsiz buldum. Bu esnâda, (Allah için tevâzu’ edeni, Allah yükseltir) hadîs-i şerîfi ma’nâsınca, hakîkatten uzak bu kulu mezellet [aşağılık] toprağından kaldırdılar ve kalbine şöyle seslendiler: “Seni ve kıyâmete kadar, bana kavuşmak için seni vâsıtalı ve vâsıtasız tevessül edenleri mağfiret eyledim.” Bir yanlışlık olmasın diye de tekrar ettiler. Bu, hayâl, zan cinsinden olan ve şüphe taşıyan bir söz değil, hakîkat ve vâkı’adır. Bunun için Allahû Teâlâ’ya sayısız hamd ve senâ, en temiz tesbîh ve tehıyyeler olsun. Rabbimizin beğendiği derecede medhler ve senâlar olsun. Vessalâtü ves-selâmü alâ Resûlihi seyyidinâ Muhammedin ve Âlihi kemâ yahrâ.

Bundan sonra ilhâm ile bildirilen bu ma’nâlı sözü, herkese duyurmamı emir buyurdular. Beyt:

Kocakarı kapısına gelirse bir pâdişâh,

Ağam, bıyığın burup, etme gizli gizli âh!

(Muhakkak ki, Rabbinin mağfireti çok geniştir) (âyet-i kerîme)