Rızâ Makâmının Üstünlüğü

Rızâ makâmı, bütün velâyet makâmlarının üstündedir. Bu yüksek makâmın ele geçmesi ise, sülûk ve cezbeyi tamâmladıktan sonradır.

Eğer denirse ki, Allahû Teâlâ’nın Zâtı’ndan, sıfatlarından ve fi’llerinden râzı olmak vâciptir ve îmânın kendisinde zâten vardır. O hâlde bütün mü’minler için, Allahû Teâlâ’dan, sıfat ve fi’llerinden râzı olmak gerektir. İş böyle olunca, sülûk ve cezbenin tamâmından sonra hâsıl olur demenin ma’nâsı nedir?

Cevâb’ında deriz ki, îmânın diğer esâsları gibi, rızânın da bir sûreti, bir de hakîkati vardır. Başlangıçta hâsıl olan sûretidir; nihâyette ise hakîkatidir. Bir rızâsızlık olmayınca, şerî’atin zâhiri, rızâ hâsıl olmuştur der. Aynen kalbin tasdîki gibidir. Tasdîki bozan veyâ gideren bir hâl bulunmadıkça, tasdîk ele geçmiştir denir. Bizim burada kastettiğimiz, rızânın hakîkatinin hâsıl olmasıdır, sûretinin değil. Her şeyin en iyisini Allahû Teâlâ bilir.