Seyr-i ilallah, Allahû Teâlâ’nın isimlerinden sâlikin mebde-i teayyünü bulunan isme kadar olan seyrinden, ilerlemesinden ibârettir. Seyr-i fillah ise, o isimde ilerlemek demektir. Bu seyr, esmâ, sıfat, şuûn ve i’tibârâtdan mücerred olmak i’tibâriyle zât-ı ehadiyyete kadar devâm eder. Bu tefsîr, ya’nî yaptığımız bu açıklama, ALLAH mubârek isminden murâd, bütün isim ve sıfatları kendinde bulunduran vücûb mertebesinde tutulduğu takdîrdedir. Ammâ ALLAH mubârek isminden murâd, zât-ı baht [sırf zât-ı ilâhî] ise, o zamân seyr-i fillah, bildirilmiş olan bu ma’nâ ile, seyr-i ilallaha dâhil olur ve bu durumda seyr-i fillah hiç bir zamân ele geçmez. Çünki zât-ı bahtdaki seyr, nihâyetün-nihâye noktasında tasavvur olunamaz. Zîrâ o noktaya kavuştuktan sonra, orada hiç duraklamadan geri âleme dönülür. Bu geri dönüşe Seyr-i anillahi billah denir. Bu anlattığımız öyle bir ma’rifettir ki, nihâyet-ün-nihâyeye kavuşanlara mah-sûstur. Bu fakîrden başka, Evliyâdan hiç kimse bu ma’rifetden bahsetmemiştir. Âyet-i kerîmede, (Allah, dilediklerini kendine seçer) buyuruldu. Velhamdü lillahi Rabb-il âlemîn, vessalâtü ves-selâmü alâ Seyyid-il mürselîne Muhammedin ve âlihi ecma’în.