Allahû Teâlâ misli olmaktan münezzehtir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de, (Misli gibi bir şey yoktur) buyurulmuştur. Ammâ misâli olabilir demişlerdir. Meseli [benzeri] olmaz buyurmuşlardır. Nitekim âyet-i kerîmede, (En yüksek meseller [sıfatlar] Allah’ındır) buyuruldu.
Sülûk erbâbı ve keşif ashâbına misâl ile tesellî veriyorlar ve hayâl ile râhatlık bahşediyorlar. Bîçûnü çûn misâli ile gösteriyorlar. Vücûbü imkân sûretinde ortaya koyuyorlar. Çâresiz sâlik, misâli, misâlin sâhibinin aynısı, sûreti, sûret sâhibinin kendisi zannediyor. Bu yüzden Hak Sübhânehu ve Teâlâ’nın ihâtası sûretini eşyâda görüp, o ihâtanın misâlini âlemde müşâhede ediyor ve zannediyor ki, müşâhede edilen Hak Sübhânehu ve Teâlâ’nın hakîkî ihâtasıdır. Hâyır, böyle değildir. Allahû Teâlâ’nın ihâtası da bîçûn ve bîçigûnedir ve müşâhede edilmekten münezzehtir ve kimse onu keşfedemez. İnanırız ki, Allahû Teâlâ her şeyi muhîttir [kuşatmıştır], ammâ O’nun ihâtasının ne ve nasıl olduğunu bilmeyiz. Bizim bildiğimiz o ihâtanın misâli ve benzeridir. Allahû Teâlâ’nın kurbu ve mâiyyeti de böyle olup, onlardan mekşûf ve meşhûd olan, benzeri ve misâlidir, hakîkati değildir; belki bunların hakîkatları hâsıl olduğu bilinemeyen mertebededirler. Allahû Teâlâ’nın karîb [yakın] olduğuna ve bizimle olduğuna inanırız. Ammâ yakınlığının ve berâberliğinin hakîkatini bilmeyiz. Belki de Resûlullah’ın hadîs-i şerîfinde gelmiş olan, (Rabbimiz güler gibi tecellî eder) ifâdesinin ma’nâsı, misâlinin sûreti i’tibâriyledir. Zîrâ rızânın en yüksek derecesi, misâlde güler gibi sûreti ile şekillenir. El, yüz, ayak, parmak kelimelerinin Hak Teâlâ tarafından kendine nisbet edilmesi de, misâli sûret i’tibâriyle olur. Rabbim bana böyle bildirdi. (Allahû Teâlâ dilediğini rahmetine mahsûs kılar; O, büyük ihsânlar sâhibidir.) Ve sallallahü teâlâ alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sellem ve bârek.